Tek istedigi, sevdigi çocukla birlikte kalabilmekti. Ama karsisina bir hortum, gökten yagan baliklar ve durmadan gelincige dönüsen bir erkek arkadas çikti. Ondine de Groot 'un bir plani var - üstelik ona göre son derece zekice bir plan. Dük'ün sonbahar sarayinda ise girmeyi basarirsa, Iskoç aksanli, lanetli ve arada bir gelincige dönüsen erkek arkadasiyla birlikte kalabilecek; hayalini kurdugu türden bir maceraya atilabilecektir. Basit. Ne ters gidebilir ki? Görünüse bakilirsa her sey. Burnunu her ise sokan cadi büyük hala, onlari eski büyüler ve daha da eski kirginliklarla dolu, ücra bir tasra sarayina sürükler. Daha varir varmaz, gizemli bir hortum sarayin bahçelerini altüst eder. Gökten balik yagar. Ve Hamish - o parlak zekâli, yana egik gülüslü, insanin kalbini eriten Hamish - tam da en olmayacak anlarda dönüsmeye devam ederek Ondine'in güç bela bir arada tutmaya çalistigi her seyi darmadagin etmekle tehdit eder. Ondine'e çamasirhanede bir is verilmistir. Hamish'ten ise hayvan formunda kalmasi istenmistir. Ama Sonbahar Sarayi'nin isil isil koridorlarinda, kötü havadan çok daha tehlikeli bir sey uyanmaktadir. Ondine zeki, inatçi ve kesinlikle medyum degildir - ama o bile tehlikenin hizla büyüdügünü hissedebilir. Peki kendi degerini kanitlayip sevdigi çocugu koruyabilecek ve bu saray duvarlarinin ardina saklanmis sirlari, yaklasan sey onlari önce bulmadan çözebilecek mi?